”İstilacı Yabancı Türlerin Girişinin ve Yayılmasının Önlenmesi ile Yönetimi Hakkında Yönetmelik”, 21 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yönetmelikle, istilacı yabancı türlerin biyolojik çeşitlilik, ekonomi ve insan sağlığı üzerinde meydana getirebileceği olumsuz etkilerin önlenmesi için ülkeye girişleri ve yayılmalarına dair alınacak tedbirler düzenlendi.
Buna göre, istilacı yabancı türlerin ülkeye kasıtlı ve kasıtsız girişinin ve yayılımının önlenmesi ile etkin şekilde yönetilmesi için Ulusal İstilacı Yabancı Tür (UİST) Listesi oluşturulacak ve bu liste düzenli güncellenecek.
Bir türün UİST Listesi’ne dahil edilebilmesi için bilimsel ve teknik kanıta dayanılarak ülke sınırları içinde yabancı tür olduğu, mevcut koşullarda ve öngörülen iklim değişikliği koşullarında karasal ve sucul ortamlarda yaşayabilir popülasyon oluşturmaya, çevrede yayılmaya veya yaşamaya elverişli olduğu tespit edilecek.
UİST Listesi, belirtilen kriterlere dayanılarak Sucul İstilacı Yabancı Türler Teknik Danışma Grubu ile Karasal İstilacı Yabancı Türler Teknik Danışma Grubu tarafından hazırlanacak ve karar verilmek üzere Ulusal İstilacı Yabancı Türler Komisyonuna sunulacak. Komisyonun belirlediği UİST Listesi, kurumun internet sitesinde yayımlanacak.
Risk Değerlendirmesi Yapılacak
UİST Listesi’nin belirlenmesi için risk değerlendirmesi yapılacak. Türlerin taksonomik kimlikleri, istila geçmişi, doğal ve muhtemel yayılış alanlarının tanımlanması, muhtemel zararın maliyetinin değerlendirilmesi gibi hususlar dikkate alınacak.
UİST Listesi’ndeki istilacı yabancı türler kasıtlı şekilde transit olarak taşınamayacak ve ülke sınırları içine sokulamayacak, kapalı muhafaza da dahil olmak üzere herhangi bir yerde bulundurulamayacak, kapalı muhafaza da dahil olmak üzere üretilemeyecek, büyütülemeyecek ve yetiştirilemeyecek, imha için özel tesislere taşınması hariç taşınamayacak, ticarete konu edilemeyecek, satılamayacak, trampaya konu edilemeyecek veya kullanılamayacak, çevreye salınamayacak.
UİST Listesi’nde bulunan türler konusunda bilimsel ve tıbbi çalışmalar için üniversiteler, araştırma enstitüleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına Komisyon tarafından izin verilebilecek. Komisyon, danışma grubunun uygun görmesi halinde, UİST Listesi’ndeki türler için üstün kamu yararı ve zaruret olması durumunda istisnai faaliyet izni verebilecek.
Kaçma ya da yayılma durumunda derhal acil durum planı uygulanacak. Acil eylem planları, danışma grupları tarafından hazırlanacak veya hazırlattırılacak ve Komisyon tarafından onaylanacak.
İstilacı Yabancı Türlerle ilgili İzleme Sistemi Kurulacak
UİST Listesi’nin kabul edilmesini takiben 18 ay içerisinde bu türlerin kasıtlı veya kasıtsız olarak giriş ve yayılma yollarının kapsamlı analizi gerçekleştirilecek. İstilacı yabancı türlerin miktarı, geliş yolları ve oluşabilecek muhtemel zararlar göz önüne alınarak öncelikli geliş yolları belirlenecek.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, istilacı yabancı türlerin ülke içinde varlığını tespit etmek ve yayılmasını önlemek amacıyla, UİST Listesi’nin yayımlanmasını takiben 36 ay içerisinde araştırma, izleme ya da diğer usuller yoluyla istilacı yabancı türlere ilişkin verilerin toplanması ve kayıt altına alınması için izleme sistemi kuracak. Bu türlerin kontrol altına alınması için imha önlemleri uygulanabilecek.
Türkiye’de 177 İstilacı Tür Var
Küreselleşme, iklim değişikliği ve doğal afetler, istilacı yabancı türleri küresel bir soruna dönüştürdü. Dünyada 2.300’den fazla istilacı tür tespit edilirken, Türkiye’de istilacı tür sayısı 177’ye ulaştı. En yoğun yayılım ise İzmir’de gözlemlendi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın TurIST sistemiyle bu türler yakından izleniyor.
Canlı türler, yüzyıllardır insan eliyle yeni bölgelere taşınmış olsa da, son yıllarda küresel ısınma ve uluslararası ticaretin hızlanmasıyla istilacı tür patlaması yaşandı. Türkiye’de Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, istilacı yabancı türler veritabanı TurIST ile yüzlerce türü takip ediyor ve önlem alıyor.
Neden Bu Kadar Tehlikeli?
İstilacı türler, yerli biyoçeşitliliği yok ederek ekosistemleri bozuyor. Arazi kullanımını değiştiriyor, doğal afet riskini artırıyor ve hatta insan hayatını tehdit edebiliyor. Ekonomik kayıpların yanı sıra gıda ve su güvenliğini de riske atıyorlar.
IPBES verilerine göre, dünyada 2.300’den fazla istilacı tür, yerli topraklarda hakimiyet kurmuş durumda. 2023’te bu türler, nesil tükenmelerinin %60’ından sorumlu oldu. Ekonomik maliyetleri her 10 yılda 4 kat artarken, yaşam kalitesini %85 oranında olumsuz etkiliyor.
Örnekler çarpıcı: Japon madımağı Avrupa’da toprak zenginliğini azalttı; kahverengi ağaç yılanı Guam’da 25 kuş türünü yok etti; Nil levreği Victoria Gölü’nde endemik balıkları bitirdi. Toplamda 218 istilacı tür, 1.215 yerli türü yerel olarak yok etti. 2019’da küresel ekonomik zarar 423 milyar doları buldu.
Türkiye’de İstilacı Türler Dağılımı
TurIST verilerine göre Türkiye istilacı türler şöyle dağılıyor:
- Denizde (106 tür): Taraklı denizanası, katil yosun, aslan balığı, balon balığı, deniz turnası.
- Karada (56 tür): Yeşil papağanlar, yalancı akasya, gemi faresi, Brahminy kör yılanı.
- İç sularda (13 tür): Kara kuğu, zebra çiklit, gümüşi havuz balığı.
- Amfibik (2 tür): Amerikan boğa kurbağası, kırmızı yanaklı su kaplumbağası.
İzmir, en fazla istilacı yabancı tür barındıran il konumunda.
İstilacı Türlerle Mücadelede Yeni Dönem: Türkiye’de Devreye Alınan Düzenlemeler
Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, istilacı yabancı türlerle mücadelede kapsamlı ve bilim temelli bir süreci hayata geçirdi. Türkiye Ulusal İstilacı Yabancı Türler Veri ve Bilgi Sistemi (TurİST) üzerinden 106 denizel, 56 karasal, 13 iç su ve 2 amfibik olmak üzere toplam 177 istilacı yabancı tür için değerlendirme çalışmaları tamamlandı.
İstilacı yabancı türler neden öncelik haline geldi?
Bu türler yalnızca biyolojik çeşitliliği azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda insan sağlığına, ekonomiye ve ekosistem hizmetlerine ciddi zararlar veriyor. Türkiye’nin taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında kabul edilen Kunming–Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi, bilinen veya potansiyel istilacı yabancı türlerin 2030’a kadar en az yüzde 50 oranında azaltılmasını hedefliyor. Özellikle adalar gibi hassas bölgelerde bu türlerin ortadan kaldırılması ya da sıkı şekilde kontrol edilmesiyle doğaya verilen zararın en aza indirilmesi amaçlanıyor.
On İkinci Kalkınma Planı’nda (2024–2028), karasal ve denizel ekosistemlerin korunması, su ürünleri kaynaklarının sürdürülebilirliği ve istilacı türlerin yayılımının önlenmesi, temel politika alanları arasında yer alıyor. Bu sayede, ekosistemlerin uzun vadeli korunması ile sosyoekonomik etkilerin sınırlandırılması hedefleniyor.
TurİST sistemi ve yürütülen projeler
DKMP Genel Müdürlüğü koordinasyonunda istilacı yabancı türlere yönelik çok katmanlı projeler yürütülüyor. Bu çalışmaların merkezinde, verilerin toplandığı ve paylaşıldığı ulusal platform olan Türkiye Ulusal İstilacı Yabancı Türler Veri ve Bilgi Sistemi (TurİST) bulunuyor. TurİST üzerinden elde edilen kayıtlar, izleme, değerlendirme ve müdahale adımlarında karar vericilere rehberlik ediyor.
Öne çıkan projeler:
- MARIAS Projesi: Türkiye’nin dört denizinde seçilen pilot alanlarda denizel istilacı türler mercek altına alındı; Kuzey Atlantik denizyıldızı, deniz salyangozu, katil yosun, aslan balığı ve su sümbülü gibi türler üzerinde çalışmalar yürütüldü.
- TERIAS Projesi: Karasal ve iç su sistemlerinde itdolanbacı, yeşil papağan, kırmızı yanaklı su kaplumbağası, gümüşi havuz balığı, sivrisinek balığı ve su maymunu gibi türler için pilot alan odaklı çalışmalar yapıldı.
Bu projelerin ardından hazırlanan yönetim planları, ulusal kaynaklarla sürdürülen “İstilacı Yabancı Türlerin Oluşturduğu Tehditlerin Yönetimi Projesi” kapsamında uygulanmaya devam ediyor.
Sahada yürütülen mücadele yöntemleri
Yeni dönemde istilacı türlerle mücadelede hem izleme hem de aktif müdahale ön planda:
- Kırmızı yanaklı su kaplumbağası, belirlenen pilot alanlardan toplanıyor ve eş zamanlı farkındalık çalışmaları yürütülüyor.
- İç sularda yayılış gösteren gümüşi havuz balığı ve sivrisinek balığına karşı avcılık yoluyla mücadele sürdürülüyor.
- Doğu Karadeniz’de görülen itdolanbacı için özellikle korunan alanlarda fiziksel kontrol ve izleme yapılıyor.
- İzmir’de yeşil papağan popülasyonu izlenirken, Edirne Gala Gölü Milli Parkı’nda su maymunu ve Ankara’da yeşil papağan için özel çalışmalar yürütülüyor.
Bu adımlar, istilacı türlerin hem yayılımını sınırlandırmayı hem de yerli türler üzerindeki baskıyı azaltmayı hedefliyor.
Yeni strateji, eylem planı ve yönetmelik
2024 yılında Ulusal İstilacı Yabancı Türler Strateji ve Eylem Planı (2024–2035) tamamlanarak yürürlüğe hazır hale getirildi. Bu plan, istilacı türlerin girişten itibaren tüm yaşam döngülerini kapsayan bütüncül bir yönetim çerçevesi sunuyor.
Bu stratejiyi desteklemek üzere, “İstilacı Yabancı Türlerin Girişinin ve Yayılmasının Önlenmesi ve Yönetimine İlişkin Yönetmelik” Türkiye’de bu konuda çıkarılan ilk kapsamlı ve özel düzenleme olarak resmen uygulamaya alındı. Yönetmelik, türlerin ülkeye girişinin engellenmesi, erken tespit edilmesi, kontrol altına alınması ve yayılımının önlenmesine ilişkin usul ve esasları detaylandırıyor.
Yeni yapıda öngörülen kurumsal unsurlar:
- İlgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere Ulusal İstilacı Yabancı Türler Komisyonu kurulacak.
- Sucul ve karasal ekosistemlere özel Teknik Danışma Grupları oluşturularak bilimsel rehberlik sağlanacak.
Bu sayede, politika yapıcılar, bilim insanları ve sahadaki uygulayıcılar arasında daha güçlü ve koordineli bir altyapı oluşturulması hedefleniyor.
Toplumun sürece katılımı ve geleceğe etkisi
Yeni düzenlemeler yalnızca kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumun da sürece dahil edilmesini önemsiyor. TurİST sistemi üzerinden sağlanacak bildirimler, vatandaşların istilacı türleri erken aşamada ihbar etmesine olanak tanıyor ve erken müdahale şansını artırıyor.
Türkiye’nin doğal zenginliklerinin korunması, ekosistem hizmetlerinin sürdürülebilir kılınması ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir çevre bırakılması, bu yeni strateji ve yönetmeliğin temel hedefleri arasında yer alıyor. Böylece istilacı yabancı türlerle mücadelede güçlü, koordineli ve bilim temelli bir yönetim modeli hayata geçirilmiş oluyor.
İstilacı Yabancı Türlerin Girişinin ve Yayılmasının Önlenmesi ile Yönetimi Hakkında Yönetmelik
İstilacı Yabancı Türler
Türkiye’nin Denizel Biyolojik Çeşitliliği
Tarım ve İklim Değişikliği
