İstilacı Yabancı Türler

Yabancı Tür Nedir ve Ülkemize Nasıl Gelmektedir?

Yabancı Türler Kendi doğal yaşam ortamından yeni bir yaşam ortamına taşınan türler “yabancı türler” olarak tanımlanır. Egzotik, Taşınan, Yabancı, İşgalci, İstilacı, Doğallaşan (introduced, invasive, nonindigenious, non-native, Lessepsian, alien, nuisance, egzotic, harmfull gibi) ifadelerinin tümü istilacı canlı türlerini nitelemek için kullanılmaktadır.

Bu türler ülkemize ticaret, seyahat ve ulaşım gibi kasıtlı olmayan nedenlerle veya balıklandırma, yetiştiricilik, üretim, ticaret ve akvaryumculuk amacıyla kasıtlı yollarla giriş yapmaktadırlar.

Her Yabancı Tür İstilacı mıdır?

Her yabancı tür istilacı değildir. Çevreye, diğer türlere, ekonomiye veya insan sağlığına zarar verebilme potansiyeline sahip yabancı türlerdir. Biyoçeşitlilik Sözleşmesi’ndeki tarife göre; yerleşmesi ve istilasıyla ekonomik veya çevresel zararlar vererek ekosistemleri, habitatları veya türleri tehdit eden yabancı türdür.

Yabancı Türler Ne Zaman İstilacı Türler Olarak Tanımlanır?

  • Yeni yaşam ortamına başarıyla yerleşir ve yayılırsa istilacı türler olarak tanımlanır.
  • Deniz ekosistemlerini değiştirir ve yerli türleri tehdit ederse,
  • İnsan sağlığına ve ekonomiye zarar verirse.

İstila safhası 3 aşamadan oluşur;

  1. Türün tanıştırılması,
  2. Türün yerleşmesi ve
  3. Türün istilası ile olur

Karasal İstilacı Yabancı Türler

Son yıllarda küreselleşmenin hız kazanmasıyla beraber insan, bitki ve hayvan hareketleri de hız kazanmış, bir yerden başka bir yere taşınmalarıı da kolaylaşmıştır. Yabancı türlerinde gerek belirli bir amaç için veya istem dışı taşınmaları da her gün artmaktadır.

Biyoçeşitlilik kayıplarına neden olan ve ekosistem hizmetlerinde değişikliğe neden olan İstilacı yabancı türler son 4 yüzyıldır biyoçeşitliliği tehdit eden en önemli faktörlerden birisidir. Küreselleşme, ulaşım ve teknolojideki gelişmeler nedeniyle artan insan hareketlerinin hızıyla da dünya üzerinde istilacı yabancı türler birçok ülke ve coğrafyada etkili olmaya devam etmektedir.

Bugün dünyada istilacı yabancı türler hem sucul, hem de karasal ortamlarda ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlar olarak karşımızda durmakta ve küresel olarak biyoçeşitlilik üzerine en büyük tehditlerden biri olmaya devam etmektedir. Dünyada istilacı yabancı türlerin verdiği zarar 1.4 trilyon dolardan daha fazladır ve dünya ekonomisinin yaklaşık %5’ine tekabül etmektedir. Avrupa’da ise her yıl 12 milyar Avro masraf açtığı ve bu rakamın devamlı yükseldiği görülmektedir.

Dünyanın pek çok ülkesinde sucul-karasal bitkiler, memeliler, kuşlar, sürüngenler, mikro organizmalar, amfibiler ve balıkları içerisine alan yüzlerce canlı türü “istilacı, yayılımcı veya yabancı, egzotik tür” olarak tanımlanmaktadır. İstilacı yabancı türler, bir ekosisteme herhangi bir nedenle ülke içinden veya dışından sonradan eklenmiş olan ve belli bir süre zarfında oradaki biyolojik çeşitliliği doğrudan veya dolaylı olarak olumlu-olumsuz etkileyerek ekosistemde baskın hale gelen türler olarak tanımlanmaktadır.  Biyoçeşitlilik Sözleşmesi’ndeki tarife göre; yerleşmesi ve istilasıyla ekonomik veya çevresel zararlar vererek ekosistemleri, habitatları veya türleri tehdit eden yabancı türdür. Beş kıtada istilacı türlerin neden olduğu problemler mevcuttur. Avrupa’da 12 000’in üzerinde tür bulunmaktadır ve bunların %15’i istilacıdır (IUCN, 2017). Avrupa’daki iç sularda gelişen yaklaşık 80 yabancı türün akvaryum balıklarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. İstilacı türlerin kontrolü, araştırılması, engellenmesi ve izlenmesi için yapılan harcamalara tarım, balıkçılık, ormancılık ve insan sağlığına verdiği zararda eklendiğinde Avrupa’da yaklaşık 12,5 milyar Avroluk bir maliyet ortaya çıkmıştır.

Dünya Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayınlayan dünyanın en kötü 100 istilacı yabancı türlerinden 14 tanesi Türkiye’de bulunmaktadır. Bunlar; Doğu Amerika Sivrisinek balığı (Gambusia holbrooki), Taraklı Deniz Anası, Kaykay (Mnemiopsis leidyi), Deniz Salyongozu (Rapana venosa),  İsrail sazanı veya  Gümüşi havuz balığı (Carassius gibelio), Zebra Midye (Dreissena polymorpha), Su sümbülü (Eichornia crassipes), Katil yosun (Caulerpa taxifolia), Gökkuşağı alabalığı (Oncorhyncihus mykiss), Havuz balığı (Carassius carassius), Mozambik tilapyası (Oreochromis mossambicus), Su maymunu (Myocastor coypus), kırmızı yanaklı su kaplumbağası (Trachemysscripta elegans), Sıçan (Rattus rattus) ve Karabalık (Clarias gariepinus) tır.

Süveyş kanalının açılması, iklim değişikliğinin etkisi ve alıcı ortamın biyolojik çeşitlilik yönünden fakirliği yeni türlerin yerleşimini kolaylaştırmıştır. Akdeniz’de yabancı bitki ve hayvan türlerinin gelişimi oldukça hızlı olup, uzmanlar bu hızla devam ederse yirmibirinci asrın ortalarında Akdeniz’deki yabancı deniz bitkisi türlerinin sayısının yerli türleri geçeceği endişesini taşımaktadır. Küresel ısınmanın etkisiyle Akdeniz’e özgü türlerin yok olacağı, yerini Kızıldeniz canlılarına bırakacağı ve Karadeniz’in de giderek Akdenizleşeceği dolayısıyla balık stoklarının zarar görmesi nedeniyle de ticari balıkçılığın zarar göreceği kaçınılmazdır. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla 790 balık türü Akdeniz’e gelmiştir. Doğu Akdeniz’in ülkemiz sularında ise istilacı yabancı tür sayısının 450’ye yaklaşmıştır.

Son 10-20 yılda İstilacı Yabancı Türler konusu gündeme çok sık gelmekle beraber, iklim değişikliği ile bu türlerin yayılış alanlarının hızlı bir şekilde artmaktadır. İç sularımızda 350’ye yakın balık türü bulunmakla beraber,  25 adet balık türünün iç sularımıza aşılandığını, tehdit altındaki Tatlısu balık türünün sayısı da 49 dur.  Bu türleri yerleştirdikten sonra sularımızdan çıkartmak, yok etmek çok zor ve maliyetli olduğundan balıklandırmada çok dikkatli olunması gerekmektedir. Türkiye’nin iç suları, kontrolsüzce salınan balıkların tehdidi altındadır. Birçok göl ve akarsu, Türkiye faunasına ait olmayan sivrisinek balığı, İsrail sazanı, gümüş balığı, yeşil sazan, güneş balığı, çakıl balığı ve zebra midyesi istilası altındadır. Tatlı suları işgal eden bu türler, bulunduğu ortamdaki organizma ve canlıları yiyerek yerli türlerle besin rekabetine girdikleri ve beraberinde getirdiği hastalık ve parazitleri ortama bulaştırarak endemik ve doğal türlerimizin yok olmasına sebep olmaktadır. Bu istilacı yabancı türler balık yumurtası ve larvalarıyla beslenerek biyolojik çeşitlilik açısından da büyük tehdit oluşturmaktadırlar.

Denizel İstilacı Yabancı Türler

İstilacı Yabancı Tür, yabancı olduğu doğal yaşam ortamına yerleşen, yayılan ve ekolojik ve ekonomik zarara neden olan bitki, hayvan ve organizmalardır. Günümüzde türler insanların yaptığı deniz ticareti ve taşımacılığı ile çok hızlı taşınıyor. Şu ana kadar Türkiye’nin denizlerinde tespit edilen yaklaşık 500 denizel yabancı tür girişi bulunuyor. En büyüğünden en küçüğüne, balıklar, midyeler, medüzler, deniz yosunları ve mikroskobik patojenler tüm canlılar birer istilacı olabilir. Denizel istilacı yabancı türlerle mücadelede en önemli yöntemler; yerleşmeden ve yayılmadan önce önlemek, erken tespit etmek ve müdahale etmek, belli bir bölgeye yerleşmeleri durumunda ise sayılarını kontrol altında tutmak ve yayılma hızlarını azaltmaktır.

Denizel istilacı yabancı tür nedir?

Yabancı olduğu doğal yaşam ortamına yerleşen, yayılan ve ekolojik ve ekonomik zarara neden olan bitki, hayvan ve organizmalardır.

İnsan faaaliyetleriyle kendi doğal yaşam ortamından yeni bir yaşam ortamına taşınan türler “yabancı türler” olarak tanımlanır. Ayrıca “egzotik” “tanıştırılmış” “yerli olmayan türler” olarak da bilinir.

Yabancı türlerin kendi doğal yaşam ortamlarında iklim, kaynaklar, avcılar, hastalıklar gibi birçok sınırlayıcı faktörler ile sayıları kontrol altında tutulur. Her yabancı tür istilacı değildir. Yabancı türler, yeni bir yaşam ortamına başarıyla yerleşir ve yayılırsa; deniz ekosistemlerini değiştirir ve biyolojik çeşitliliği tehdit ederse; insan sağlığına ve ekonomiye zarar verirse istilacı tür olarak tanımlanır. Denizlerde bulunan bu türlere “denizel istilacı yabancı türler” denir.

IUCN, CBD terimleri karşılaştırılarak basitleştirilmiştir.

Denizel istilacı yabancı türler nasıl geliyor ve taşınıyor?

Dünya’da, türler yeni yaşam ortamlarına doğal yollar (fırtına, okyanus akıntısı vb) ile binlerce yıldır taşınıyor. Günümüzde türler insanların yaptığı deniz ticareti ve taşımacılığı ile çok hızlı taşınıyor. Özellikle, gemiler, yatlar ve teknelerin gövdesine tutunarak ve çoğunlukla gemilerin balast suyu içerisinde taşınıyor. Dünya’da her gün gemilerin balast suları içinde 7.000 tür taşındığı tespit edildi. Bu şekilde, denizlere her 9 haftada 1 yeni tür girişi oluyor.

Denizel istilacı yabancı türlerin, bilerek veya bilmeyerek insan faaliyetleri sonucunda doğal olarak ait olmadıkları ortamlara girişi sağlanıyor. Şu ana kadar Türkiye’nin denizlerinde tespit edilen yaklaşık 500 denizel yabancı tür girişi bulunuyor. Türkiye’nin denizlerine yaklaşık her 4 haftada 1 yeni denizel yabancı tür girişi oluyor. Şu ana kadar tespit edilen tür girişlerinin 2/3’ü Kızıl Deniz’den Akdeniz’e Süveyş Kanalı üzerinden, 1/3’ü gemilerin gövdesinde ve balast suları içerisinde gerçekleşti.

Denizel istilacı yabancı türler giriş yaptıktan sonra içsularda kısa mesafelerde farklı aktiviteler ile taşınıyor. Bu taşınmalar en çok balıkçı ve gezi teknelerine, botlara, şamandıralara, balıkçılık ve dalış ekipmanlarına tutunarak ve balık yetiştiriciliği ve akvaryumlardan kaçışlar ile canlı balık yemleri üzerinde gerçekleşiyor.

Denizel istilacı yabancı türleri nasıl tanırız?

En büyüğünden en küçüğüne, balıklar, midyeler, medüzler, deniz yosunları ve mikroskobik patojenler tüm canlılar birer istilacı olabilir. Şu ana kadar Türkiye’nin denizlerinde tespit edilen yaklaşık 500 denizel yabancı tür bulunuyor. Bu türlerin çoğu iklim değişikliğinin de etkisi ile Süveyş kanalından giriş yapan Hint-Pasifik kökenli türlerdir.

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayınlayan dünyanın en kötü 100 istilacı yabancı türü listesindeki 4 istilacı yabancı tür (taraklı deniz anası, deniz salyangozu, katil yosun ve su sümbülü) Türkiye’nin denizlerinde bulunuyor.

Dikkat et: En tehlikeli istilacılar

  • Taraklı medüz, kaykay (yerel besin zincirlerine zarar verir, balık stokları azalır, balıkçılık ve turizm faaliyetlerini etkiler)
  • Deniz salyangozu (yerel besin ağına zarar verir, midye ve istiridye ve balık stokları azalır)
  • Katil yosun (deniz çayırlarını tehdit eder, deniz tabanını tahrip ederek dalış turizmini olumsuz etkiler)
  • Su sümbülü (Asi Nehrinden gelen su sümbülü atıkları, nesli tehlike altında olan yeşil denizkaplumbağası yavrularının yumurtadan çıktıktan sonra bu bitki atıklarına takılarak denize ulaşmalarını engeller)

Uzak Dur: En zehirli istilacılar

  • Balon balığı (kalamar, ahtapot gibi yumuşakçalar azalır, balıkçılık faaliyetlerini etkiler, insan sağlığına zarar verir)
  • Sokar balığı (zehirli, ekonomik değeri var)
  • Aslan balığı (insanlarda zehirlenmelere neden olur)
  • Zehirli omurgasızlar (deniz kestanesi, deniz çıyanı, deniz anaları)

Denizel istilacı yabancı türlerin etkileri neler?

Denizel istilacı yabancı türler, deniz ekosistemlerini, insan sağlığı ve refahını ve ekonomiyi olumsuz etkiler. Çevresel, sosyal, ekonomik birçok etkileri vardır.

Çevresel Etkiler: Denizel istilacı yabancı türler, deniz ekosistemlerini değiştirir ve denizel biyolojik çeşitliliğin kaybına neden olur. Özellikle, yerli türleri avlar, yerli türler ile yaşam ortamı ve kaynaklar için rekabet eder, yerleştiği doğal yaşam ortamını değiştirir ve tahrip eder, parazit ve hastalıkları taşır. Deniz ve ekosistemlerinin sağladığı yaşam ortamı, besin döngüsü, su kalitesi, arıtma, iklimi düzenleme, karbon depolama vb düzenleyici ve destekleyici hizmetler zarar görür.

İnsan sağlığı ve refahı (sosyal) etkiler: Bazı denizel istilacı yabancı türler zehirlidir ve dokunulduğunda veya kazara yenildiğinde insan sağlığına zarar verir. Bazı hastalıkları ve parazitleri insanlara taşıyabilir. Balıkçılık faaliyetlerinde, balık stoklarının azalması, denizlerin kirlenmesi, ağların yırtılmasına neden olur. Turizm faaliyetlerinde ise deniz anası gibi türler yüzme ve dalış faaliyetlerinde tehlike oluşturur, denizin altı bir çöle dönüşerek dalış için cazibesini kaybeder. Bu durumda, yöre insanı en önemli geçim kaynaklarından olan balıkçılık ve turizm faaliyetlerini olumsuz etkiler. Ayrıca, deniz ekosistemlerinin insanlara sağladığı sosyal ve kültürel faydalara (ekosistem hizmetleri) zarar verir.

Ekonomik etkiler: Deniz ekosistemlerinin insanlara sağladığı çevresel ve sosyal faydaların kaybına neden olur. Geçim kaynakları kaybı ve işsizliğe neden olabilir. Belli bir bölgeye yerleşmeleri ve yayılmaları durumunda denizel istilacı yabancı türlerin sayılarını kontrol altında tutmak ve yayılma hızlarını azaltmak için ciddi yatırım ve maliyet gerektirir. Su borularının tıkanması ve arıtma tesislerinin zarar görmesi gibi kıyı altyapılarında sorunlara yol açar.

Denizel istilacı türler ile mücadele neden önemli?

Çevresel; Deniz ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını sağlar.

Sosyal; İnsan sağlığını ve insan refahını destekleyen geçim kaynaklarının, deniz ekosistemlerinin insanlara sağladığı sosyal ve kültürel faydaların muhafaza edilmesini sağlar.

Ekonomik; Denizel istilacı yabancı türlerin yarattığı masrafları ve ekonomik kaybı önler.