ÇEVRE HUKUKU

Çevre sorunlarındaki artış aynı zamanda çevre ile ilgili tedbir alınması gerekliliğini de ortaya çıkarmış, çevresel değerlerin hukuki güvence altına alınması amacıyla çevreye ilişkin hükümler Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerde yer almaya başlamıştır. Küresel bir boyut kazanan çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin korunması, iyileştirilmesi, doğal kaynaklarla ilgili koruma ve kullanım esaslarının belirlenmesine yönelik uluslararası antlaşmalar, çevre ile ilgili yargı kararları ve bu yargı kararları sonucu ortaya çıkan içtihatlar çevre hukuku ile ilgili gelişmelerdir.

Çevrenin korunması ve çevre kirliliği problemi, kirliliğin kaynağı olan ülke ile sınırlı kalmamakta dünya üzerinde var olan diğer devletleri ve insanları da etkilemekte ve ilgilendirmektedir. Bunun tabi sonucu olarak, çevre ile ilgili birtakım devletler arası düzenlemelerin yapılması da zorunluluk olduğundan, çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi için bir takım devletlerarası çalışmalar ve toplantılar düzenlenmiştir. Çevre sorunları tüm dünyayı etkilemekte ve bu nedenle uluslararası düzeyde çözüm yolları aranması gerekmektedir.

Bu çalışmaların ilki 1913 yılında yapılan Bern Konferansıdır. Bu konferansı 1923 yılında Paris ve Londra’da yapılan konferanslar izlemiştir. Bundan sonra da birçok devletler arası toplantılar tertip edilmiştir.
Çevre kirliliğinin tespiti ile ilgi analiz veya ölçüm sonucu, fotoğraf, kamera görüntüsü, tutanak vb. deliller Savcılığa intikal ettirilmektedir. Cumhuriyet Savcısı yaptığı değerlendirme sonucu, kamu davası açılması istemli olarak dosyayı Sulh Ceza Mahkemeleri’ne göndermekte veya Kamu Adına Takibata Mahal Olmadığına karar vererek Müştekiye (ihbar edene) bilgi vermektedir. Kamu Adına Takibata Mahal Olmadığına Dair Karar ise genellikle Valilikler tarafından Ağır Ceza Mahkemeleri nezdinde temyiz edilmektedir. Çevre Mevzuatı kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili birimlerince gerçekleştirilen çevre denetimleri sonucunda uygunsuzluk tespit edilmesi halinde adli ve idari yaptırımlar uygulanır.

İdari Nitelikte Cezalar: 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu kanuna istinaden yayımlanan yönetmeliklerde belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak atık ve artıkları taşımak, depolamak, uzaklaştırmak, gürültüye neden olmak vb. suçlar nedeni ile uygulanan para cezaları ve faaliyetten men cezaları idari nitelikte cezalardır. İdari para cezaları Çevre Kanununun 20. Maddesinde, faaliyetlerin durdurulması ile ilgili cezalar ise Çevre Kanununun 15. Maddesinde düzenlenmiştir.

Adli Nitelikteki Cezalar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Çevreye Karşı Suçlar başlıklı 2. Bölümünde yer alan 181-182 ve 183. Maddeleri,  çevre kirliliğine neden olduğu tespit edilen gerçek ve tüzel kişilere uygulanacak adli para cezaları ve hapis cezalarını içermektedir. Bu nedenle çevre denetim görevlileri tarafından çevre kirliliğinin tespiti halinde idari nitelikte ceza uygulanmasını takiben, çevre kirliliğine neden olma fiilinin Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilerek kamu davası açılması için Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır.

ÇEVRE MEVZUATI
ÇEVRE DENETİMİ
KANUNLAR
YÖNETMELİKLER
ÇEVRE DENETİMİ YÖNETMELİĞİ, ÇEVRE YÖNETİM BİRİMİ VE ÇEVRE GÖREVLİSİ