Anasayfa
Çevre Kirliliği
Küresel Isınma
Çevre İzni ( E-İzin )
ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme)
Atıklar
Enerji
Emisyon
Gürültü
Su
Çevre Hukuku
Çevre Mevzuatı
Çevreci
Teknoloji

 

SU

 

Ülkemizde ’de dağlarda bulunan küçük göllerle birlikte 120’den fazla doğal göl bulunmaktadır. En büyük ve en derin göl olan ve yükseltisi 1 646 m olan Van Gölü’nün alanı 3 712 km2 dir. İkinci büyük göl, İç Anadolu'daki Tuz Gölü'dür.

 

Derin bir göl olmayan Tuz Gölü'nün denizden yüksekliği 925 m alanı ise 1 500 km2 dir. Türkiye'de göllerin toplandığı başlıca dört bölge vardır: Göller Yöresi (Eğirdir, Burdur, Beyşehir ve Acıgöl), Güney Marmara (Sapanca, İznik, Ulubat, Kuş Gölleri), Van Gölü ve çevresi, Tuz Gölü ve çevresi. Türkiye'deki göllerin bazılarının derinliği 30 m’den fazladır, bazıları ise sadece birkaç metre derinliktedir. Van Gölü'nün derinliği 100 m’den daha fazladır. Köyceğiz Gölü gibi denizle bağlantısı olan göller az tuzludur.

 

Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suların % 97,5’u okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, % 2,5’u ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır.

 

Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da % 90’ının kutuplarda ve yeraltında hapsedilmiş olarak bulunmaktadır. Okyanuslardan meydana gelen buharlaşma, suyun atmosfere taşınmasının temel yoludur.

 

Uluslararası gündemin üst sıralarında yer alan su konusunun dünya kamuoyunun ilgisini giderek artan bir biçimde çekmesinin başlıca nedenleri arasında nüfus artışı, hızlı şehirleşme ve sanayileşmenin yol açtığı su ihtiyacı ve iklim değişikliği yer alıyor. Su sıkıntısının gelecek 20-25 yıl içerisinde Orta Doğu dâhil bazı bölgelerde su krizine dönüşmesi ihtimali söz konusu. Bu nedenle, ikamesi mümkün olmayan bu doğal kaynağın 21. yüzyılın stratejik kaynaklarından biri olacağı genel kabul görüyor.

 

Türkiye'nin su kaynakları politikası, suyun ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınması, su ve gıda güvenliği açısından öncelikleri, AB ile yürüttüğü tam üyelik müzakereleri ve bölgesel gelişmeler göz önünde bulundurularak oluşturulmakta ve değişen koşullara göre gözden geçirilmektedir.

 

Sulak Alanlar:

Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, başta su kuşları olmak üzere canlıların yaşama ortamı olarak önem taşıyan bütün sular, bataklık, sazlık ve turbiyeler ile bu alanların kıyı kenar çizgisinden itibaren kara tarafına doğru ekolojik açıdan sulak alan kalan yerler” sulak alan olarak tanımlanmaktadır.

 

Ülkemiz 1994 yılında taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi kapsamında sahip olduğu sulak alanları korumayı ve akılcı kullanmayı taahhüt etmiştir. Bu kapsamda 14 alanını Ramsar Listesine ekletmiştir. tyle="margin: 0 10px" align="justify">  

 

- Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ( Yeni )

 

 

İçme ve kullanma suyu temin edilen baraj göllerinin havzalarındaki su kalitesi 31.12.2004 tarih ve 25687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde korunur. Yönetmelik gereği içmesuyu temin edilen su kaynağının (göl, gölet, baraj vs.) etrafında Mutlak Koruma Alanı, Kısa Mesafeli Koruma Alanı, Orta Mesafeli Koruma Alanı ve Uzun Mesafeli Koruma Alanı şeklinde koruma alanları oluşturulur. Bu koruma alanlarında hangi faaliyetlerin yapılamayacağı veya hangi şartlar ile yapılabileceği belirlenmiştir..

 

Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesi

 

Ülke genelindeki bütün yüzeysel sular ve yeraltı sularının miktar, kalite ve hidromorfolojik unsurlar bakımından mevcut durumunun ortaya konulması, suların ekosistem bütünlüğünü esas alan bir yaklaşımla izlenmesi, izlemede standardizasyonun ve izleme yapan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanmasına yönelik usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan "Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik" , jeotermal kaynaklar ve deniz suları hariç, kullanım maksadına bakılmaksızın su kaynaklarının denize döküldüğü noktalardaki kıyı suları dahil, diğer kıyı suları hariç kıta içi yüzeysel, yeraltı, geçiş ve doğal mineralli suların izlenmesine ilişkin hususları kapsamaktadır.

 

AB Su Çerçeve Direktifi gerekliliklerine uygun olarak hazırlanacak olan İzleme Programları çerçevesinde tüm yüzey ve yeraltı sularımız kalite ve miktar açısından izlenecektir. Böylece izlemede bir standardizasyon sağlanmış olacaktır. Ülkemizde mevcut durumda izlenmeyen ancak insan sağlığı ve sucul çevre sağlığını korumak açısından önem arz eden su kalitesi parametreleri de izlenmiş olacaktır.

 

- Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik ( Yeni )

Su Döngüsü ve Kısımları

Atıksu Deşarjı

Buzullar ve BuzTepeleri

Deşarj İzni İle İlgili Tanımlar

İkilm Değişikliği Çevre Denetimi
Dünyada Suyun Dağılımı

Endüstri Ürünleri Sonucu Oluşan Atıksuların Eşdeğer Nüfusu

Ülkemizde Suyun Yönetimi

Evsel Nitelikli Atıksuların Özellikleri

Akarsu Ve Göller

Atıksu Nasıl Arıtılabilir?

Su Kirliliği Etmenleri

Atıksu Arıtma Tesislerinin Tasarım Esasları

Su Kaynakları: Yeraltı Suyu Ve Kullanımı

Endüstriyel Reverse Osmosis Sistemleri

Şehirlerde Çim Alanlar Ve Su Tüketimi

Atık Su Arıtma Tesisleri Biyolojik Arıtma

Yağmur Nasıl Oluşur ? Atıksu Ve Arıtma Tesisleri
Ülkemizde Su Kaynakları  
 
RLINETEC
Anasayfa ÇED Atıklar Teknoloji İletişim
Çevre Kirliliği Çevre İzni Atık Yönetimi Ekoturizm e-Posta Grubu
Küresel Isınma Çevre Görevlisi Tehlikeli Atıklar Eko-Etiket Haber Blog
Ekosistem Çevre Mevzuatı Atık Beyanı Enerji Duvar Kağıtları
Çevre Yönetimi Çevre Hukuku Geri Dönüşüm Çevre Sorunları Gizlilik Politikamız

www.cevreonline.com © copyright 2007