KÜRESEL ISINMA

Sanayi devriminden beri, özellikle fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma ve sanayi süreçleri gibi çeşitli insan etkinlikleri ile atmosfere salınan sera gazlarının atmosferdeki birikimlerindeki hızlı artışa bağlı olarak, şehirleşmenin de katkısıyla doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi sonucunda, yeryüzündeki ve atmosferin alt bölümlerindeki (alttroposfer) sıcaklık artışına “Küresel Isınma” adı verilmektedir.

19. Yüzyılın ortalarından itibaren Dünya’nın ısındığını gösteren önemli ve büyük kanıtlar vardır. Kara, deniz ve okyanus yüzey suyundan alınan üç farklı sıcaklık kayıtlarında görülen ısınma eğilimi Dünya’nın ortalama sıcaklığının 1850 yıllarından itibaren 0.8 °C arttığını göstermektedir. İklim değişikliği, arazi kullanımındaki değişiklik, karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının emisyonu gibi insan kaynaklı nedenlerden oluşmaktadır. Atmosferdeki karbondioksit (CO2) seviyesi 1832 yılından 2013’e kadar 284 ppm’ den 397 ppm’ e yükselmiştir.

Atmosferdeki sera gaz seviyesi ve küresel ısınma arasında teorik bir bağ vardır. Üç farklı inceleme, sıcaklığın artmasında insan kaynaklı olarak fosil yakıtların yakılmasının arazi kullanımında ki değişiklerden daha az küresel ısınmaya neden olduğu hakkında güçlü kanıtlar ortaya koydu. Bu nedenle iklim değişikliğinin sıcaklığı yükseltmesi ve aşırı şiddetli yağış değişiklikleri bekleniyor. Bu yüzyılın sonuna gelindiğinde ortalama küresel sıcaklığın önceki yüzyılın sonuna kıyasla 1.8°C’ ile 4 °C arası değişeceği beklenmektedir.

Isınma dünya çapında okyanuslarda, kutup bölgesi ve kurak arazilere kıyasla daha büyük olacaktır. Son zamanlarda kaydedilen hava durumu kayıtları kara yüzey sıcaklığının iklim modellerinden beklenenden daha yavaş arttığını, potansiyel olarak derin okyanusların CO2 emiliminin daha yüksek bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı bölgelerinde tarım arazilerinin sel baskını riskini arttırıyor.

Çevre ile ilgili yasal düzenlemeler, endüstri tesislerinin çevreye verdiği zararlar konusunda önlemler almalarını zorunlu kılmaktadır. Bu durum ek maliyetlerin ortaya çıkmasına neden olmakla birlikte, ürünlerin çevreye olan etkileri konusunda yeni bir pazarlama boyutunu da beraberinde getirmektedir. Sonuç olarak küresel ısınma dünya ekonomisini de etkilemektedir. Yapılan araştırmalara göre, dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyıl boyunca 0,6 ºC kadar artmış, son kırk yıldır atmosferin 8 kilometrelik alt kısmında sıcaklıklar yükselmiş, kar örtüsü ve buzlanma ise %10 civarında azalmıştır. Bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre, 11 bin 700 yıl önce Afrika’yı etkisi altına alan hava dalgasıyla oluşan Kilimanjaro buzulu erimeye başladı.

Science dergisinde yayımlanan araştırmada, “uydu verilerine bakılırsa, 2020 yılında Kilimanjaro’nun beyaz şapkası yok olacak” deniliyor. Yok olacağından söz edilen Kilimanjaro’nun tepesinde bulunan buz tabakası, şu anda bile susuzluk çeken Tanzanya’nın nehirlerini besleyen ana kaynak. 2025 yılı itibariyle dünya nüfusunun neredeyse yarısının su kıtlığıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. Kuzey Kutbu’nda Ozon Tabakasındaki Kayıp Rekor Düzeye Ulaştı.

Dünya Meteoroloji Örgütü, bu kış tabakanın yüzde 40’ının yok olduğunu bildirdi. Daha önce bu oran kış döneminde en fazla yüzde 30 olmuştu. Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, ozon tabakasının zarar görmesinin nedeni, endüstriyel kimyasal maddeler. Bu maddeler, atmosferin üst katmanlarında alışılmışın ötesi soğuk havalarda daha da tahrip edici oluyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
ÇEVRE KİRLİLİĞİ
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
ÇEVRE SORUNLARI
SU KİRLİLİĞİ